Genel Başkan Yardımcımız Pınar Gül'ün konuşması

               

 Cumhuriyet Kadınları Derneği Manisa şubemizin ev sahipliğinde gerçekleşen 13.Ege Kadın Buluşması toplantısında Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Pınar Gül’ün konuşma metni:

 

                Bu yıl 13.sü düzenlenen Ege Kadın Buluşması içinde yer almaktan mutluyuz. Bu toplantının gerçekleşmesi için emek veren Ege Kadın Buluşması Koordinatörü Sayın Av. Ezgi Sağcan, bizim için vazgeçilmez önemde olan Cumhuriyet Kadınları Derneği Manisa Şube Başkanımız Sayın Fatma Ayhan ve emek veren tüm kadınlara gönülden teşekkür ederiz.

                Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Merkezi olarak bu buluşmaları önemli buluyoruz. Sizler le birlikte olmak mutluluk verici. Bu yıla kadar çeşitli şubelerimizden katılımlar oluyordu ancak bu defa Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Merkezi ve Ege şubelerimiz ile çalışmaya dâhil olmuş bulunmaktayız.

                Cumhuriyet Kadınları Derneği 05 Aralık 1997 de Ankara’da düzenlenen “şeriata karşı kadın yürüyüşü”nden sonra kuruldu. Yurt genelinde 83 şubemiz 10.000 üyemiz ile faaliyet gösteriyoruz. Amaç maddemiz derneğimizin faaliyetlerini de özetleyen durumdadır. Derneğimizin amacı: Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimleri ile kazanılmış olan ekonomik ve siyasal bağımsızlığın, özgürlük, demokrasi ve aydınlanmanın korunması, savunulması, ülke ve halk yararına geliştirilmesi için çalışmaktır.

                Cumhuriyet devrimlerinin adeta kadınlar için yapılmış devrimler olduğunun bilinciyle, üyelerimiz, ülkemizin birliği, bütünlüğü, ulusun egemenliği ve tam bağımsızlığı konusunda titizdir. Ülkemizin ekonomik ve siyasal bağımsızlığını çok önemli buluyor aynı bağımsızlık karakterini derneğimiz için de uyguluyoruz. Yeni adıyla Avrupa Birliği Başkanlığı pek çok kez Derneğimizin Genel Merkezini arayarak fonlardan yararlanmayan tek dernek olduğumuzu, faydalanabilecek pek çok fon bulunabileceğini defalarca söylediler. Derneğimiz, şubelerimiz ve üyelerimiz kendi öz kaynaklarına güvenmeyi, üyesini gönüllü bir biçimde çalışmalara katarken yapılan etkinliğin maliyesini de uygun şekilde çözmeyi esas alır. Her etkinlik kendi mali kaynağını da yaratır.

                Derneğimizde siyasi fikir zenginliği vardır. Üyelerimizin yaş ortalaması yüksektir ve her üyenin yaşanmış yıllar içinde siyasi tercihleri netleşmiştir. Derneğimizde ancak derneğimize ait siyaseti yaparız. O siyaset ise amaç maddesinde belirtilen konuları içerir ve hepimize göre en değerli siyasi çaba cumhuriyeti, devrimlerini ve ülkenin birliği ve bütünlüğünü savunmaktır.

 

                ÇÖZÜM; ÖRGÜTLENME

                Sorunları ortaklaştırmak, çözümler için ortak bir mücadele kuvveti yaratmak ancak örgütlenme ile mümkündür. Örgütlenme, Örgüt olmayı başarabilmektir.

                Cumhuriyet Kadınları, örgütlenmeyi Cumhuriyet ve tam bağımsız bir ülke zemini üzerinde, milli bir zeminde gerçekleştirmeyi esas alır. Bu zemin önemli bir tartışma başlığıdır. Kadınların örgütlenerek ayağa kalkmaları, kendi sorunlarına çözüm bulmaları, karar mekanizmalarında daha çok yer almaları ancak doğru bir zeminde, haklı ve kabul gören eylemler ile mümkün olabilir. Zemin diye ifade ettiğimiz hepimizin doğup büyüdüğü, gelişip serpildiği bu vatandır. Atatürk ve silah arkadaşlarının, yüzlerce kadın kahramanın mücadele ederek biz kadınların birey olduğu, yasal haklarımıza, eğitim olanaklarına seçme ve seçilme hakkına sahip olduğumuz siyasal zemin de Cumhuriyet ve Cumhuriyet Devrimleridir. Anıtkabir ziyaretçilerinin her geçen gün artması, Atatürk’ü ziyaret edenlerin arasında muhafazakâr diyebileceğimiz kesimlerin ağırlık kazanmaları bu zeminin herkes tarafından kabulünü de göstermektedir.

                Kadının konumunu açıklamak için sadece cinsiyet üzerine odaklanmak yerine, kadınların sınıfsal ve ekonomik koşulları göz önüne alınarak değerlendirilmelidir. Kadının ezilmişliği ile kapitalist emperyalist sistemin gelişmesi arasında paralellik vardır. Kadın hareketinin teorisinin zeminini oluşturan ev içi çalışma, ev içi çalışmayı kültürel olarak sarıp sarmalayan ataerkil kültür ile kapitalist-emperyalist sistemin birlikteliğini görmek gerekir. Kadınlar, bitmek bilmeyen, ücreti ödenmeyen ev içi işlere ömürlerini verirler. Hafta sonu burada bu toplantıya katılabilmek için büyük çoğunluğumuz yemekleri yaptı dolaba yerleştirdi, ev halkının memnuniyetini sağlamak için çaba sarf etti. Ev işlerini yaparken bir yandan çocuklar doğurup onların eğitimi, sağlığı, sporu, sanatı için bir kurstan diğerine koşturup dururlar. Bir yandan çalışıp aile ekonomisini güçlendirmek için üretime katılarak kapitalist ekonominin çarklarını bilerek veya bilmeyerek döndürürler. Aile işletmelerinin, tarım işletmelerinin neredeyse tamamında kadınlar, varlık sahibi olamadan köle gibi çalışırlar. Köle gibi çalışırken bile diğer aile bireylerinin dinlenmiş, doymuş, gereksinimleri giderilmiş bir biçimde yarına başlamalarından birinci derecede sorumludurlar. Tüm aile için alışverişi yapan, kapitalizmin sürekliliği için tüketimi sürdüren de kadındır. Bu nedenle erkek tıraş kremi reklamı bile kadınlarla ya da kadınlara hitap edecek şekilde çekilir. Bütün bunların içinde en acısı ise kapitalizmi, ataerkil kültürü sürdüren ideolojiyi evlerin dört duvarı içinde yeniden üreten de kadınlardır.

                Bu kısaca saydığımız ve sizin derinden bildiğiniz nedenler yüzünden kadın örgütlenmesi, hem ataerkil kültüre hem de emperyalizme karşı bir duruşa sahip olmalıdır. Emperyalizm kapitalizmin bir üst aşamasıdır ve ataerkil kültürü kendi gereksinimleri doğrultusunda düzenleyecek araç gerece sahiptir. Toplumsal cinsiyet rolleri tarihsel süreç içinde emperyalizmin elinde ve onun isteği ile biçimleniyor. Şikâyet ettiğimiz televizyon programları, diziler, spor programları vb. hepsi toplumu şekillendirmenin bir aracı olarak kullanılmaktadır.

                Emperyalist sistem dediğimiz de sadece bir ekonomik program değildir. Varlığını sürdürmek üzere kendi siyasal araçlarını da yaratmak zorundadır. 1982 yılından beri emperyalizmin uygulayıcısı ABD, ülkeleri CIA üzerinden değil de daha kabul edilebilir araçlarla, ulus devletleri şekillendirmeyi esas alan “demokrasi projelerini” uygulayacak kurumlarını yaratmıştır. Emperyalizmin önünde sorun çıkaran ulus devletlerin yıkımı, en azından zayıflatılması konusunda Kadın, gençlik, çevre, hayvan hakları örgütleri Açık toplum enstitüsünden, Alman vakıflarına, Amerikan kongresine bağlı Ulusal Demokrasi fonu ve türevlerine kadar tüm fon dağıtıcılarının en değerli çalışma alanları haline geldi. Son 30 yıla bakıyoruz da Kadından sorumlu kadınlar oluştu adeta. Kadın sorununu onlar bilir, televizyon kanalları hep onları konuşturur, kadın emeğini onlar değerlendirir, kadını siyasete onlar katar falan filan. Fonlandıkları kadar hayatta kalırlar. İsimleri var ama örgütleri yok, yasal gereklilik kadar olan kişi sayıları ile halktan kopuk proje peşinde kişiler.

                Yapacak çok işimiz var. Erken evlilik, nafaka, ekonomik kriz ve onun yarattığı problemler, kadın üniversiteleri, eğitim ve sağlık sorunları. Birkaç oran vermek gerekirse; Kadının iş gücüne katılımı %34. Eğitimli olmayan kadın, eğitimli olmayan erkek sayısının 2 katı. Kadınların yarısı sosyal güvencesiz. Bu oran tarım sektöründe %90. Fiziksel şiddet ortalama %36. Cinsel şiddet ortalama %12. İki şiddet türünün birlikte gerçekleştiği oran %38. Duygusal şiddet %44. Ekonomik şiddet %26 yüzdesi ile erkekler kadının çalışmasını engelliyor. Bu oranlar daha çok alınacak yol, yapılacak iş olduğunu gösteren ve sorunu çoklu disiplinler ile ele almayı gerektiren tabloyu gözler önüne seriyor. Yine bu oranlar kadının sorunlarının sistem ile bağını kurmak açısından da önemlidir.

                Yapılacak en önemli iş samimiyetle kadına ulaşmaktır. Kadına uzak, meme uçlarına özgürlük isteyen söylemlerle örgütlenme başarılamaz. Bu ülkede kadınlar terörün bitmesini istiyor. Bu ülkede kadınların yüreği barış pınar harekâtındaki Mehmetçikle çarpıyor. Bu ülkede kadın kendi sorunlarının ülkesindeki sorunlardan ayrı ele alınmasını doğru bulmuyor.

                Ekonomik krizin boyutu her geçen gün artıyor. Kadının üretime katkısını sağlamanın, üretim ekonomisini savunmanın tam zamanıdır. Eğitimden Sağlığa her alanda büyük sorunlarla iç içe yaşıyoruz. Madde bağımlılığı gençlerin hayatlarını tehdit eder hale geldi. Ayaklarımızı ülkemizin topraklarına sıkıca basıp yaşanılan sorunları cesaretle kavrayıp, şikâyet etmekten vazgeçip çözümler üretmenin ve halkımıza umutla sarılmanın gerekli olduğu günlerdeyiz. Örgütlenme ancak bu biçimiyle ele alınırsa biz kadınlar içinde çözüm üretecek duruma gelecektir.

                Milli, ülkenin çıkarları etrafında ve cumhuriyet felsefesi ile halkına hizmet etmeyi esas alan, gönüllü, kendi özüne kendi kaynaklarına yaslanan, maliyesini yaratan, karınca gibi çalışan, zorlanan ama yılmayan üyeler ve onların kurduğu örgütler ile çözümler üretilir. Kadın hareketini, dışa bağımlı, köklerine ve kendi ülkesine yabancı durumundan kurtarmak bizlerin elinde. Sorumluluktan kaçamazsınız, kaçamayız. Bu açıdan Ege Kadın Buluşmaları çok önemli. Kendimize güveneceğiz.

                Bağımsız başı dik güzel vatanımızın güzel gözlü kadınlarının gözlerindeki kederi yüzlerindeki hüznü yok etmek, umut ve güzelliklerle dolu geleceği yaratmak için birbirimize sahip olduğumuzu unutmayacağız.

 

 

                                                                                                                                     PINAR GÜL
                                                                                                            CUMHURİYET KADINLARI DERNEĞİ
                                                                                                                GENEL BAŞKAN YARDIMCISI