İzmir Şube Sekreterimiz Özlem Göktoğan yazdı: "Nasıl Bir Kadın Hareketi"

Kadınların var olan sorunları kullanılarak kadın hakları adı altında yapılan bir takım eğitimler, etkinlikler, eylemler başka projeler için kullanılıyor olabilir mi? Türk kadınının öncelikli meselesi nedir? Ülkesinin beka sorunu kadını ne kadar ilgilendirir? Kadın hakları konusu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sorundur ve bu konuda pek çok kadın kitle örgütlerinde çalışmalar yapılmaktadır. Şu da unutulmamalıdır ki; uzun bir süredir Amerikan emperyalizmi sivil toplum kuruluşları aracılığı ile bu topraklarda toplum mühendisliği yapmaktadır.

Mustafa Yıldırım Sivil Örümceğin Ağında Kitabında ABD’nin ülkeleri kendi isteği doğrultusunda dizayn etmek için sivil kuruluşlara kendi bütçesinden fon ayırdığını ve bu kuruluşları nasıl örgütlediğini belgelerle anlatmaktadır. Zaten bütçeden ayrılan kaynaklar resmi olduğu için zorunlu olarak raporlar belli sürelerle yayınlanmaktadır.

“1983 sonlarında ABD Kongresi’nin onayıyla NED (National Endowment for Democracy), yani Ulusal Demokrasi Fonu kuruldu. CIA emeklisi Ralph Mcgehee, bu kuruluşun işlevini, deneyimli istihbaratçı söylemiyle şöyle yorumluyor:

CIA’nın ülkelerin karıştırılması operasyonlarda kullanılan birçok işlevinin NED’e transfer edilmesiyle, Demokrasi İçin Ulusal Fon’un kullanımına gidildi. CIA’nın örtülü eylemlerine ek olarak, Uluslararası Kalkınma Ajansı (AID) ve Birleşik Devletler İstihbarat Ajansı (USIA)da, demokrasi yayma operasyonlarında yer almaktadırlar. Avrupa’da yerleşik ve çoğu Birleşik Devletler tarafından parayla beslenen hükumet- dışı örgütler (NGO)’lar da, doğrudan ya da dolaylı olarak, bu operasyonlarda yer alıyorlar. Bu tür örgütler ve ajanslar aşağı yukarı açıktaysalar da, CIA, hükümetleri destekleme ve yıkma gibi birincil rolünü elinde bulundurmaktadır

Para kaynağı, doğrudan ABD hazinesi, yani devlettir. NED ise paranın kasasıdır. “(1)

“Emekli CIA görevlisi, bir dönem ABD’nin Kıbrıs Arabulucusu, şimdilerde NDI Avrasya sorumlusu Charles Nelson Ledsky, Cumhuriyet Gazetesine tam sayfa konuk olduğunda, birçok derin açıklamanın yanı sıra, Türkiye işlerinden söz ederken yerli ‘sivil’ örgütlerle ilişkilerini açıkça  belirtiyordu:

Farklı zamanlarda farklı projelerle ilgili çeşitli kuruluşlarla çalışıyoruz. İstanbul’da TESEV, TÜSES, TÜSİAD, Ankara’da Ka-Der, Türk Parlamenterler Birliği, TESAV, Türk Demokrasi Vakfı(..) Bazı meclis komisyonlarıyla faaliyetlerimiz oldu, özellikle Anayasa Komisyonuyla ciddi temaslarımız oldu. İlki Muğla’da MUMİKOM adıyla başlayan Parlamento İzleme Komiteleriyle çalıştık.’”(2)

 

Türkiye’deki kadın örgütlerine aktarılan bütçeler ise Kitapta şöyle sıralanmıştır:

“1995-Parayı veren NED/ Bağış alan Müslüman Hukuku Altında Yaşayan Kadınlar (WLUML) / Alt bağış alıcı: Kadın İnsan Hakları İçin Kadınlar/ 40.000 $/İstanbul’a doğudan ve Güneydoğudan göç eden kadınların eğitimi. Kadınlara yasalar ve hakları öğretilecek. Kadınlara ayrıca, haklarını elde etme stratejileri ve haklarını koruma ve birlikler kurma teknikleri öğretilecek.”(3)

“1997 Parayı veren NED/ Bağış alıcı: Women living Under Muslem Low ( WLUML)/ Alt bağış alıcı: Kadınların İnsan Hakları İçin Kadınlar (KİHP) 26.600$/ NED, Türkiye’de kadınların eğitimini ve örgütlenme etkinliklerini destekleyecektir. Kadınlara var olan yasal hakları öğretilecek, kendilerini savunma ve birlik kurmaları konusunda eğitilecektir.”(4)

“1998- Parayı veren NED/ Bağış alan WLUML, ( İslam Hukuku Altında Yaşayan kadınlar) /Alt bağış alıcı: Kadınlar İnsan Hakları İçin Kadınlar (KIHP)/ Konu: Kadınlar, insan Hakları/ 38.000$/ WLUML, NED’den yeniden destek sağlamıştır. Türkiye’deki “non governmental” örgüt temsilcilerine yasal eğitim altında kadın gruplarına lider yetiştirilmesinde yardımcı olunacaktır. Eğitim, insan ve kadın haklarını, anayasal hakları, kadının ailedeki haklarını ve yurttaşlık haklarını içerecektir. Ayrıca grupların katılım yöntemleri, liderlik becerileri ve haberleşme teknikleri de öğretilecektir. Eğitimin tamamlanmasından sonra, temsilciler, el kitaplarını kullanarak kendi yörelerinde yasal eğitim grupları oluşturacaktır.”(5)

“1999-Parayı veren NED/ Bağış alıcı: NDI: WLUML / Alt bağış alıcı: Belirtilmemiş / Konu: İnsan Hakları, Kadınlar / 38.000 $/ Türkiye’deki toplum merkezlerinde çalışan toplum işçilerini, ruhbilimcileri öğretmenlerin öğretmenliğini yapacak kişileri yetiştirmek. İnsan ve kadın hakları, kadınların ailedeki hakları, anayasal haklar, grup olanakları vs. “(6)

Parayı veren NED/ Bağış alıcı KADER/ 25.000 Dolar//100 önder kadına eğitim ve seçimlerde adaylıklarını desteklemek.” (7)

 

Şimdi de bu eğitimlerin Türkiye’deki bazı yansımalarını inceleyelim:

Yaşadığım şehir İzmir’de bazı ilçe belediyeleri ve İzmir Büyükşehir Belediyesi aracılığıyla kadınlara verilen Kadın İnsan Hakları Eğitim Programı (KİHEP) kapsamındaki eğitime katılanlar, Kadın İnsan Hakları/ Yeni Çözümler Derneği’nin Kadınlarla Mor Bülten dergisine ücretsiz abone olabiliyorlar. Senede iki üç adet çıkan derginin bazı sayılarını incelediğimizde KİHEP şöyle tanımlanıyor:

“Kadının İnsan Hakları Programı (KİHEP) 1995 yılında Kadının İnsan Hakları- Yeni Çözümler Derneği ( KİH-YÇ) tarafından geliştirildi. 20 yılda, Türkiye’nin 54 iline ve Kıbrıs’a ulaşan programa şimdiye kadar 15 binden fazla kadın katıldı. 16 hafta süren KiHEP, kadınların çok çeşitli alanlarda karşılaştıkları insan hakları ihlalleri konusunda toplumsal bilinci artırarak, kadınların bu sorunlar karşısında çözümler üretmelerine yönelik donanımı kazanmalarını sağlamayı, feminist bir bilinç oluşturmayı, kadınların Türkiye’de demokratikleşme sürecine özgür ve eşit bireyler olarak katılmalarını ve kendi bağımsız örgütlenmelerini yaratmalarını desteklemeyi amaçlıyor. “(8)

Türk Kadınına Dünyanın modern kabul edilen pek çok ülkesinden önce seçme seçilme hakkı tanıyan bir büyük lidere sahip değilmişiz gibi şimdi haklarımızı yabancıların örgütlediği sistemden mi öğreniyoruz? 

Görünür neden kadınların sorunlarına çözümler üretmeleri denilse de derginin bir sayısında Damla Eroğlu’nun “Barış için Kadın Dayanışması” adlı yazısında;

“…kadınların barış talebi erkeklikle mücadeleyi zorunlu kılar. Toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele etmenin kendisi, barış talebi ile birlikte örülmelidir.”

“Bugün, Haziran 2015 sonrası tekrar başlayan sıcak çatışmayla, ablukalarla, yıkımlarla tekrar ve tekrar savaşın acısını yaşıyoruz”

“Barış İçin Kadın Girişimi, 2015 Haziran sonrasında bu yıkıma dur demek için birçok eylem, nöbet ve kayıplarımız için anma düzenledi. Ama benim için en önemli deneyim, Diyarbakır’a, Cizre’ye, İdil’e, Nusaybin’e giden, gitmeye çalışan kadınların hikâyeleriydi. Diyarbakır’a gidip, bomba sesleri altında orada yaşayan kadınlarla bir araya gelmekti. Bugün farklı coğrafyalarda acıların ağırlığının yürekte bıraktığı sızıyı anlayabiliyorsak; bunun nedeni ne politika yapan adamların söylemleri ne de ana haber bültenlerinin spotlarıdır. Benim anlamamı sağlayan kadınlarla bir araya gelmek oldu.” (9)

Kadınlarla Mor Bülten Dergisinin bir başka sayısında Sevna Somuncuoğlu’nun Demir Leblebi adlı yazısında;

“Barış dönem dönem bu ülkenin gündemine geldi, müzakere masaları bile kuruldu ancak, kapalı kapılar ardında takım elbiseli adamların pazarlığa oturduğu masalarda kaldı. Üstelik o masalarda kadın yoktu. Kadınların dahil olmadığı barış görüşmeleri kalıcı olmuyor. Yapılan barış görüşmelerinde kadın katılımı olmadığında anlaşmanın ancak ateşkes olduğu ve tekrar savaş haline dönüştüğü saptanmış durumda” (10)

Kadınlarla Mor Bülten Dergisinin bir başka sayısında Derya Acuner’in yazdığı 20. Kadın Sığınakları Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Antalya’da Gerçekleşti haberinde Kurultay sonuç bildirgesinde yer alan şu cümleler bize ne ifade ediyor: “Üzerinde sıklıkla durulan bir diğer konu da, OHAL ve özellikle Kürt illerindeki belediyelere kayyum atamalarının kadına yönelik şiddetle mücadele alanındaki çalışmalara etkileriydi.” (8)

Güneydoğu’da PKK terör örgütünün emperyalist projelere alet olarak yıllardır binlerce evladımızı şehit vermemize neden olan eylemlerinden söz etmeden, açılım sürecinden cesaret alarak bu bölgedeki bazı belediyelerin de katkısıyla, hendekler kazılmasından, yeraltına bombalı, mayınlı düzenekler yerleştirilmesinden bahsetmeden olayı sadece erkek şiddeti sorununa indirgemek ne kadar isabetlidir? Türkiye Cumhuriyeti’nin terör örgütü ile masaya oturma sürecinden “barış” diye söz etmek ve bu düşünceyi haklarının peşine düşmüş kadınlara “ Demokrasi” diye yutturmaya çalışmak ne kadar gerçekçidir?

Aslında tarihini incelediğimizde Türk kadınının önemli haklarını Cumhuriyetle birlikte aldığını görürüz. Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim almaya, meslek sahibi olmaya başlayan kadınların gözlerindeki ışık o döneme ait fotoğraflara yansımıştır. Atatürk Cumhuriyeti de ancak tam bağımsız bir ülkede hayata geçirilebilir. Cumhuriyet Kadınları Derneğinin görevi tam da bunu sağlama mücadelesidir.

Özlem Göktoğan
CKD İzmir Şube Sekreteri

 

Kaynaklar:
1-Sivil Örümceğin Ağında, Mustafa Yıldırım. (5. Baskı s: 24)
2- Sivil Örümceğin Ağında, Mustafa Yıldırım (S:56)
3- Sivil Örümceğin Ağında, Mustafa Yıldırım (S:66)
4- Sivil Örümceğin Ağında, Mustafa Yıldırım (S:68)
5- Sivil Örümceğin Ağında, Mustafa Yıldırım (S:71)
6- Sivil Örümceğin Ağında, Mustafa Yıldırım (S:73)
7- Sivil Örümceğin Ağında, Mustafa Yıldırım (S:77)
8-Kadınlarla Mor Bülten, Sayı 30, Aralık 2017
9- Kadınlarla Mor bülten, Sayı 25, Aralık 2017
10-Kadınlarla Mor Bülten, Sayı 29, Eylül 2017