Şule Sepin İçli - Engelliler Haftası Olmasaydı

Engelliler Haftası Olmasaydı, Ne Yapardık Acaba?

 

            Dezavantajlı konumda olanları düşündüğümüzde, “bir gün yetmez, her gün dünya kadınlar günü olmalı” diyoruz mesela. Çünkü her gün farkındalık olsun, unutulmasın istiyoruz. Engelliler haftası olmasaydı, tutum ve davranışlarımızı nasıl ve neye göre belirleyecektik?

            Engelli-toplum birlikteliğini oluşturmak için yapmamız gerekenleri sıralayalım: farkındalığımızın artmasını istiyorsak, engellilerle yakın arkadaşlık kurmalı, engellilerin farklı gereksinimlerini anlayarak, aynı yaşam alanlarında bir dengeye oturtmalıyız.

            Dilimizi iyi kullanmalıyız. Ayrımcı sözcüklerden arınarak konuşmalıyız. “Tekerlekli sandalyeye mahkûm” diye bir durum yok mesela. Tersine tekerlekli sandalye, bedensel engelli bireylerin özgürlüğüdür. Sandalye sayesinde eve hapsolmaktan kurtuluyorlar. “herkes bir engelli adayıdır” diye bir tespit de yok. Çünkü duyarlı olmak için engelli olmamız gerekmez. Engellilik korkutucu bir durum değildir. Hayvanları seviyoruz ve duyarlıyız. Fakat biz hayvan değiliz, insanız. Ortak paydamız canlı olmak, yaşam mücadelesi vermek ve ayrımcılığa, şiddete maruz kalmamak.

 

            Engellilerle ilgili yapabileceklerimiz konusunda, gereksinimlerini bilen engellilerle beyin fırtınası yapmalıyız.

            Engellilerle empati kurmak için iyi niyetli oyunların sonu da korkutucu. İnsanların gözlerini bağlayıp belirli bir süre kendi başına hareket etmesini bekliyoruz. Bu uygulama insanı korkutur ve dünyası kararır. Görmeyen bir bireyin yaptıklarını gereksiz yere abartmasına da neden olur. Gözlerini bağlayın, ek olarak eline bir baston verin ki, çaresizliği öğrenmeyi deneyimlemesin. Engelliler uzaydan gelmediler. Herkes gibi yapabildikleri, başardıkları ve tersine yapamadıkları, başaramadıkları şeyler olabilir. Herkes yapamadıkları konularda destek alabilir. Lugatınızdan, “engelliler bile çalışıyor, engelli ama psikolo, engelliler de insan” gibi ayrımcı ifadeler içeren, bile, ama, de gibi sözcükleri çıkarmanızı öneririm. Alışkanlıkları bırakmak çok zordur. Dilimize pelesenk olmuş bu sözcükleri bırakmak, alıştırma gerektirir. Aksi halde duyup unutursunuz.

            Yardımlaşmak son derece insani. Yolda karşılaştığınız bir engelliyi kısa bir süre gözlemleyin. Yardıma ihtiyacının olduğunu hissederseniz, “yardıma ihtiyacınız var mı?” diye sorun. “hayır” derse, reddedildiğinizi düşünüp üzülmeyin. Zira üzülecek daha önemli konular var yaşamda. Görme engelli bir kişi sizin kolunuza girsin ki, sizi rahatça izleyebilsin. Siz onun koluna girmeyin.

            Engelliler herkes gibi bireydir. Kendi istek ve gereksinimlerini söyleyebilirler. Sorularınızı yanındaki kişiye değil, kendisine yöneltin. “ne istiyor?” diye sormayın. Sizinle göz teması kuramayabilir, fakat sorularınızı duyabilir.
İşitme engelliler işaretle kendilerini anlatırlar. İşaretlerini kavga ediyor şeklinde anlamayın. İşaret dilini öğrenmek, hobileriniz arasında yer alabilir.

 

            Bunlar anahtar niteliğinde ifadeler. Söz bitmez. Birazını da başka zamana saklayalım.

            Ortak bir yaşamı farklılıklarımızla deneyimlemek umuduyla…