Tutmasaydım Düşecekti

Polis gencin telefonundan annesini arayarak, “ oğlunuz tuvalette düşmüş, hastaneye götürülüyor, hemen gelin” diye aramış, uyuşturucudan tuvalette ölmüş ( üzgün, çokça da mahcup)“hayatta tutamamışız diyememiş.

Zamanı ve yeri belirtilmeyen fotoğraf, sosyal medyada bu notla paylaşıldı. Bu paylaşım beni derinden etkilemiş olan bir anımı hatırlamama neden oldu.

İzmir’de Konak meydanında, basın açıklaması için toplanmıştık. Saygı duruşu ve İstiklal marşı anonsuyla hazır olduğumuz anda, önüme düzgün giyimli, bir genç geldi, hazır ola geçti, bizim gençlerden sandım. Herkes dimdik dururken, o yerinde duramıyor belli belirsiz iki yana sallanıyordu. Ders çalışırken yemek yemeği unuttu başı dönüyor herhalde diye düşündüm. Önce annelik sonra sağlıkçı refleksiyle, kollarımı beline sardım, böylece birlikte istiklal marşımızı söyledik (mi).İstiklal marşı okunması bittiğinde iki kişi o genci aldı bir banka oturttu. Birisi bana dönerek, biraz şaşkın biraz da kızgın, “ Nasıl böyle bir şey yaptınız? O bağımlı biri ya size zarar verseydi” dedi. Düşecekti dedim cılız bir sesle.

         O günden beri, uyuşturucu illetinin henüz içindeki milli duyguları yok edemediği, kendince istiklal marşını söylemeye çalışan genç aklıma geldikçe içim acır. Konak meydanına yolum düştüğünde gözlerim hep o genci aradı ama hiç göremedim. Umarım karşısına “ Hayata tutun” masını sağlayan birileri çıkmış, anasına polis tarafından, “oğlunuz tuvalette düştü” telefonu gelmemiştir.

         Not: Mesleğim gereği Eczacılık Fakültesinden itibaren ilaç yapımında kullanılan uyuşturucu maddeler elime geçti. Ne öğrencilik yıllarımda, ne de meslek hayatımda tadına bakmak dahi aklıma gelmedi. Uyuşturucunun zehir olduğu bize ilkokuldan itibaren öğretildi, çocukların anlayabileceği şekilde kurgulanmış filimler izlettirildi. Milli Eğitim Bakanlığı böyle bir uygulamayı yeniden başlatabilir. 

 

                                                                      Ecz. İncisel Aytar