Çarpık ve Gerici Eğitim Sistemine Karşı Mücadele Edeceğiz

cumhuriyet kadinlari dernegi

Genel Merkez Yönetim Kurulu üyemiz Dilek Gözütok, çarpık ve gerici eğitim sistemizle ilgili basın açıklaması yaparak, Cumhuriyeti ve kazanımlarını korumak için bütün gücümüzle çalışacağımıza ve son yıllarda zedelenenleri yeniden elde edip geliştirerek yaşatacağımıza söz veriyoruz demiştir.

BASIN AÇIKLAMASI                        

Anayasa Mahkemesi tarafından ’’laiklik karşıtı eylemlerin odağı’’olduğu gerekçesiyle hüküm giyen Adalet ve Kalkınma Partisi, peş peşe çıkardığı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’lerle 12 yıldır eğitim ve bilim kurumlarını gerici ve piyasacı bir yapıya dönüştürmüştür.

Bu kadro, göreve gelmeden önce ve geldikten sonra neler yapacaklarını sempozyumlarda, mitinglerde, televizyon programlarında, uçaklarda, başka ülkelere yaptıkları ziyaretlerde, söylemleriyle, şiirleriyle, beden dilleriyle, öfkeleriyle dile getirdiler. Bundan 19 yıl önce Sivas'ta bir sempozyumda, ''Cumhuriyet kavramının kendileri için fazla bir anlam ifade etmediğini… Türkiye’de cumhuriyet ilkesinin yerini katılımcı bir yönetime devretmesi gerektiğini ve nihayet Türkiye’de laiklik ilkesi yerine İslam ile bütünleşmenin gerekli olduğu inancını taşıdığını… Laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik ilkelerinin yerini Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum'' (Bilgi ve Hitabet Dergisi, 1995, Güz; Sayı,12) diyen Ömer Dinçer, bu ülkede Milli Eğitim Bakanı olmuştur. Dinçer ve diğer Milli Eğitim Bakanları İnançları ve düşünceleri doğrultusunda sistemi dönüştürmüşlerdir.

Son on iki yılda eğitim ve bilim kurumlarına vurulan darbelerin bazılarının başlıkları;

2004’de ulusal değerlerden arındırılmış, uzman katkısı alınmadan bazıları çeviri, dış destekli vakıfların katkısıyla oluşturulan bir materyal, ‘’2005 İlköğretim Programı’ ’adıyla ‘’reformmuş’ ’gibi ülke genelinde uygulamaya konmuştur. Bu materyalin hazırlanmasında ve uygulanmasında Program Geliştirme bilim alanının ilkeleri yok sayılmıştır. 6-7-8. sınıflar ve lise programları büyük yanlışlar içermektedir. İnsan Hakları ve Vatandaşlık Eğitimi Programında ''Veda Hutbesi'' kaynak gösterilmiştir.

Üniversiteye girişte katsayı farkı ile oynanarak İmam Hatip Lisesi mezunlarına avantaj sağlanmıştır.

LGS, OKS, SBS, TEOG, ÖSS, LYS, YSS, ÖSYM, KPSS kavramları altüst edilmiş, bilimsel temeli olmayan değişiklikler yapılmış, sorular şifrelenmiş, çalınmış, satılmış, sınavlar yanlış sorularla yapılmış ve bunları yapanlar bulunmamıştır. Lise program türleri azaltılmış, arttırılmış, sık sık giriş koşullarıyla oynanmıştır. Bunlar yapılırken bilimsel araştırma yapılmamıştır.

Eğitim fakültesi mezunu 350 000 öğretmen atama beklerken, öğretmene olan gereksinim, bazıları öğretmenlikten habersiz kişilerle ücret karşılığı giderilmiştir. Öğretmenlik mesleği aşağılanmış, şikâyet hattı gibi bazı uygulamalarla öğretmenler hırpalanmış, özgüvenleri sarsılmıştır. Mesleki ve teknik eğitim fakülteleri kapatılmış, öğretmen olmak, 26 kredilik sertifika programına bağlanmıştır.

Her düzeyde özel öğretim kurumları desteklenmiş, dershanelerin bütçeleri MEB’in bütçesine ulaşmıştır. Böylece gittikçe yoksullaşan büyük bir kitlenin en temel insan hakkı olan ‘’Eğitim Hakkı’’ ellerinden alınmaktadır.

Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlılık ilkesi sona erdirilmiştir. Artık ders kitapları için "1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda yer alan Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçlarında belirtilen Atatürk İnkılâp ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek hükmüne, Türk Milli Eğitiminin Temel İlkelerine uygun olarak hazırlanır" ölçütleri kaldırılmıştır.

Okullardaki Atatürk köşeleri yönetmeliği değiştirilmiş, Ulusal bayram kutlamalarına, and okunmasına, Atatürk Anıtlarına çelenk koymaya ve göndere bayrak çekmeye sınırlamalar getirilmiştir.

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ve TÜBİTAK, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlanmış, böylece bir yandan buralarda kadrolaşılırken diğer yandan bu kurumların bilimsel yapısı zedelenmiş, yönleri piyasacılığa döndürülmüştür.

Başbakan’ın ‘’Dininin……ve kininin davacısı gençlik’’ istediğini söylemesi üzerine önceden hazırlanmış olan, Bakanlık personelinin haberdar olmadığı 6287 sayılı öğretim kademelerini 4+4+4 olarak yapılandıran KHK, 30 Mart 2012’de TBMM’de ana muhalefet partisi milletvekillerine şiddet uygulanma pahasına çıkarılmıştır.

Cumhuriyet değerlerinin yok edilmesini hedefleyen bu KHK hiç bir altyapı çalışması yapılmadan, sınıflar, öğretmenler, veliler ve çocuklar hazırlanmadan bir yıkım projesi olarak 2012-2013 öğretim yılında bütün yurtta uygulanmaya başlanmıştır. Aceleyle hazırladıkları kitaplarla çocuklarımıza zihin travması yaşatmışlardır.

Eğitim sisteminin 4+4+4 olarak yapılandırılması konusunda eğitim bilimleri, çocuk gelişimi, çocuk psikolojisi, çocuk psikiyatrisi uzmanları, eğitim fakültelerinin yönetim kurulları, bazı üniversitelerin senatoları, eğitim sendikalarının yöneticileri ve üyeleri, öğretmenler, veliler, politikacılar, sanatçılar görüş bildirdiler. Bu uygulamanın doğru olmadığını haykırdılar. Yasanın çıkmasını engellemeye çalışan muhalefet milletvekilleri hırpalandı, yürüyüş yapanların bazıları dövüldü, bazıları biber gazı ile püskürtüldü.

4+4+4 denen bu yapılanma akla, mantığa, bilime ve demokrasi ilkelerine aykırıdır.

72 aylıktan küçük çocuğu ilkokula başlatmak,

Sekiz yaşındayken imam hatip ortaokuluna yönlendirmek,

Zorunlu eğitimin okul dışında da sürdürülebileceğini belirtmek, taraf olduğumuz Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde yer alan ''Eğitim Hakkı'' ihlalidir. Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olan laiklik ilkesi açıkça çiğnenmektedir.

7-8 yaşındaki, henüz soyut düşünme yetisi gelişmemiş çocuğun öğretim programına ‘’Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’’ dersi zorunlu ders olarak yer almıştır. Farklı din ve mezhepten insanların yaşadığı laik bir ülkede Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu ders olarak okutulması AİHM’e kadar taşınmıştır. 4 +4+4 yapılanması ile 9-13 yaş aralığındaki çocukların öğretim programına ‘’Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in Hayatı, Temel Din Bilgileri’’ dersleri seçmeli ders olarak yerleştirilmiştir. Hak etmediği halde yönetime getirilen bazı okul yöneticileri de kendilerini yönetici yapanlara yaranmak için bu dersleri seçmeleri konusunda velilere baskı uygulamaktadırlar. TEOG sınavlarında bilim temelli dersler ile din dersi eşdeğer tutularak bir baskı da Bakanlıktan yapılmıştır.

4+4+4 yapılanması ile özellikle şehir merkezlerinde, ulaşımı kolay olan yerlerdekilerden başlayarak ilköğretim okullarının büyük bir kısmı İmam Hatip Ortaokuluna, bir çok genel lise İmam Hatip Lisesine dönüştürülmüştür. Bütün baskı, etkileme ve din istismarına karşın açtıkları çok sayıda imam Hatip Lisesi kontenjanlarını dolduramadılar ve bu yıl çok sayıdaki çocuğumuzu evinin yakınındaki bu okullara zorunlu olarak yerleştirme kararındalar. Bu uygulama İMAMLIK DAYATMASIDIR. MEB'in bu uygulaması sonucunda geçtiğimiz yıl 560 000 genç eğitim sisteminin dışında kalmıştır. Sistem dışında kalan çocuklar ya nitelik gerektirmeyen işlerde ucuz işçi olarak çalışmakta ya da küçük yaşta nikahsız birlikteliklere zorlanmaktadırlar. Bu durum EĞİTİM HAKKININ İHLAL EDİLMESİDİR.

Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardığını söyleyip çocuklarımızı İmam Hatip Liselerine mahkum etmek ya da sistem dışına atmak; Anayasaya, Türk Milli Eğitiminin Temel İlkelerine, imza attığımız uluslararası sözleşmelere AYKIRIDIR!

70 şubesi, binlerce üyesi olan Cumhuriyet Kadınları Derneği olarak MEB'den Laiklik ilkesine, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine aykırı BU UYGULAMALARINDAN DERHAL VAZGEÇMESİNİ istiyoruz! Biz Cumhuriyet Kadınları, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti ve kazanımlarını korumak için bütün gücümüzle çalışacağımıza ve son yıllarda zedelenenleri yeniden elde edip geliştirerek yaşatacağımıza söz veriyoruz.

Adalet sistemindeki bütün hırpalanmışlıklarına karşın hukuka olan güvenimizi korumaya çalışarak, bu hak ihlalleri karşısında ilgili hukuk kurumlarını göreve davet ediyoruz.

       CUMHURİYET KADINLARI DERNEĞİ

                 EĞİTİM DANIŞMANI

  GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU ÜYESİ

            PROF. DR. DİLEK GÖZÜTOK