İSTİKLAL MARŞIMIZIN KABULÜ 12 MART 1921

İSTİKLAL MARŞIMIZIN KABULÜ

12 MART 1921

I.İnönü zaferimiz(9-10 Ocak 1921) yurtta büyük sevinç ve coşku yaşarken aynı zamanda ordumuzun moral gücünün ve orduya güvenin artmasını da sağladı. Yurt içindeki olumlu etkilerinin yanı sıra dış ilişkilerde de önemli sonuçlar getirdi.

İtilaf devletleri T.B.M.M Hükümetini Londra Konferansı’na davet ettiler. (21 Şubat 1921) S.S.C.B. ile de uzun süredir görüşmeleri devam eden Moskova Antlaşması imzalandı. (16 Mart 1921) Bu gelişmeler, bundan böyle Türk Ulusunun geleceğinde söz sahibi olanın saray değil, Milli iradenin tecelli ettiği T.B.M.M hükümeti olduğunu kabul etmiş ve siyasal varlığımızı tanımış oluyorlardı.

20 Ocak 1921’de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (Anayasa) kabul edildi. Böylece devletimizin kuruluş aşamasında önemli bir mesafe katedilmiş olduğuna göre;

Devlet olmanın gerekleri de yerine getirilmeliydi. Bağımsız bir devletin milli marşının olması gerekir. Bunun için T.B.M.M. Hükümeti yarışma açtı. Kazanan şaire 500 lira ödül verilecekti. Büyük ilgi gördü. Ancak yarışmaya sunulan eserlerin hiçbiri, milli marş olmaya layık görülmedi. Mehmet Akif para ödülü olduğu için yarışmaya katılmamıştı. Israrlar karşısında bir koşulla yarışmaya katılmayı kabul etti.Kazandığı takdirde 500 lira ödül şehit ailelerine verilecekti. Şartı çaresiz kabul edildi. Halbuki,Mehmet Akif para sıkıntısı çekiyordu. O yıl soğuk Ankara kışını paltosuz geçirmişti. Yarışmaya katıldı. Hamdullah Suphi Tanrıöver’in okuduğu İstiklal Marşımız çok beğenildi. Millet Vekilleri tekrar tekrar okunmasını istediler. Ayakta alkışlarla, heyecanla dinlerken gözyaşlarına hakim olamayanlar vardı. Üç kez okundu. Oybirliğiyle milli marşımız olarak kabul edildi.

Mehmet Akif; “o artık milletimizin olmuştur. Milletime ve aziz şehitlerimize ithaf ediyorum” diyerek tüm şiirlerini topladığı Safahat’a İstiklal Marşımızı koymadı.

Bayrak ve milli marş bir devletin bağımsızlığının sembolüdür. Rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı bayrağımız ve İstiklal Marşımız bizim en büyük değerimizdir. Milletimizin kutsalıdır, namusudur. Şanlı bayrağımız ebediyen güzel vatanımızın semalarında dalgalanırken, Onun güzelliğini bozacak sözde Kürdistan bayrağı dedikleri bez parçalarına, paçavralara bayrağımızın yanında yer veremeyiz. Aksi takdirde kanlarıyla suladıkları bu güzel vatanı bize emanet eden şehitlerimizin, kemikleri sızlar, bizi asla affetmezler. Dünyanın en asil bayrağı bizim ay yıldızlı bayramızdır.

Mehmet Akif, hasta yatağında kendisine yöneltilen bir soru üzerine şöyle demiştir; “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

Toprak, uğrunda ölen varsa vatandır.