Devrim Kanunumuz Uygulansın! Cemaat ve Tarikatlar Kapatılsın!

 

 

 

 

Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Ağustos 1925’te şunları söylemişti:

“Ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, medeniyet tarikatıdır. Uygarlığın emir ve isteklerini yapmak insan olmak için yeterlidir. Türkiye Cumhuriyeti her alanda doğru yolu gösterecek güce sahiptir. Hiçbirimiz tekkelerin yol göstermesine muhtaç değiliz. Biz uygarlıktan, fenden, bilimden güç alıyoruz ve ona göre yürüyoruz.”

30 Kasım 1925’te çıkarılan kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı, tarikatlar yasaklandı; şeyhlik, müritlik, dedelik, dervişlik gibi unvanların kullanılması yasaklandı. Genç Türkiye Cumhuriyeti, milletiyle beraber çıktığı, akla ve bilime dayalı uygarlık yolculuğunda yükseldi.

Tekke, zaviye, tarikatları kaldıran devrim kanunumuz, uzun yıllardır iktidarların sergiledikleri bir ileri-iki geri Ali Cengiz oyunlarıyla, kâğıt üzerinde yazılı hale getirilmiştir. 

95 yıl sonra ülkemiz bugün, “inanç temelli oldukları” yalanıyla savunulan ama gerçekte sinsice devletimizin temelini kemirdikleri Diyanet İşleri Başkanlığı’nın raporunda da ifade edilen cemaat ve tarikatlar gerçeğiyle yüz yüzedir. En büyük tehlike, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2013 yılında 10 ilde “Kuran Kursları Okul Öncesi Din Eğitimi Projesi” olarak başlatılan ve artık ülke genelinde, her mahallede yaygınlaşmış olan “cami yanındaki” sıbyan okullarıdır. Kreş, anaokulu çağındaki çocuklara dini eğitim veren sıbyan okulları tamamen cemaat ve tarikatların kontrolündedir ve geleceklerinin teminatı olarak, bu yapılanmaların “gözbebeği” durumundadır. Cemaat ve tarikatların Devletimiz ve Cumhuriyet devrimleri aleyhine faaliyetleri içinde en yıkıcı olanlardan birisi, budur.

Emperyalizmin uşağı FETÖ’nün hain darbe girişiminin başta iktidar olmak üzere, hepimize verdiği büyük dersler vardır. Türkiye Cumhuriyeti’ni bulunduğu yerden daha yukarıya, devletiyle milletiyle daha aydınlık ve refah dolu bir geleceğe taşımak hepimizin en samimi ortak arzusudur. Bu hedefimize doğru atacağımız büyük adımlardan birisi, yine bir devrimci atılımla, bugünümüze ve yarınımıza ipotek koymaya yeltenen bu cemaat ve tarikatları ortadan kaldırmak, Atatürk’ün, doğruluğu acı deneyimlerimizle ispat olan “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz” sözünü yeniden yaşama geçirmektir.

Haber Konumu: